RAHİM AĞZI KANSERİ (HPV)AŞISI

Kadınlarda rahim ağzı, erkeklerde de penis kanserine neden olabilen HPV (Human Papilloma Virus) rahim ağzı kanseri tanısı konulan kadınların %95′ inde saptanmaktadır. Rahim ağzı kanseri tüm dünyada kadınlarda görülen kanserler arasında meme kanserinden sonra ikinci sırada yer almaktadır.

  RAHİM AĞZI KANSERİ RİSKLERİ NELERDİR?

Rahim ağzı kanseri risk faktörleri arasında; birden fazla kişiyle cinsel ilişkide bulunmak, erken yaşta cinsel ilişkiye girmek, daha önce bulaşıcı cinsel hastalıklar geçirmiş olmak, sigara içmek ve en önemlisi HPV virusu taşımak yer almaktadır.

HPV, genital bölgede infeksiyon yapan ve siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan bir virustur. Bu virusun her türü kanserojen değildir. Kadınların bir kısmı bu virusu vücutlarına girdikten sonra kendi bağışıklık sistemleriyle yenebilmektedir. Çok sayıda türü bulunan HPV nin ancak birkaç türü kanser gelişiminde risk oluşturmaktadır.Smear testi ile erken teşhis rahim ağzı kanser tedavisini son derece kolaylaştırmaktadır.

     RAHİM AĞZI KANSERİ (HPV) AŞISI NEDİR? KİMLERE VE NASIL UYGULANIR?

Human Papilloma Vırus (HPV), türüne karşı aşı çalışmaları 1990 lı yıllarda başladı ve 2007 yılı itibari ile ABD ve ülkemizde satışa sunuldu. Değişik aşı türleride geliştirilme aşamasındadır. Piyasaya sunulan aşı (GARDASIL) koruyucu amaçlı aşıdır. Ülkemizde de piyasaya sunulan aşı özellikle 12 yaşından itibaren kız çocuklarına 3 doz şeklinde yapılması planlanmaktadır. Bu şekilde ömür boyu %90 oranında koruyuculuk sağlaması beklenmektedir.

HPV aşısı toplam 4 tip HPV ye etkili (tip 6,11,16,18) olmasına rağmen, özellikle rahim ağzı kanserinin %50 nedeni olan HPV tip 16 ya karşı önemli bir koruma  sağlayacaktır.

Aşı koruyucu amaçlı olduğu için vücutta bulunan HPV tipi üzerine ve bunun meydana getirdiği klinik değişiklikler ve riskler üzerine etkisi olmayacaktır. Taşıyıcı kişilerde taşıdıkları HPV  tipi dışında sadece ilerideki bir zamanda alınacak koruyuculuk kapsamı dahilindeki diğer tip HPV ler için koruma sağlayabilecektir.

ÜLKEMİZDE AŞI İLE İLGİLİ SON GELİŞMELER NELERDİR?

Amerikan Merck firmasınca geliştirilen ve “GARDASİL” adı verilen aşı ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nce (FDA) 8 Haziran 2006′ da onaylanarak “zorunlu aşı” kapsamına alındı. Türkiye’ de bu aşamada sosyal güvenlik kapsamına alınmadığından bedeli karşılanamayan aşı 9-26 yaş grubundaki  kadınlara yapılması öneriliyor. Ergenlik çağına yaklaşırken, birey henüz aktif cinselliğe başlamadan yapılması önerilen aşının 3 aşamada birer doz şeklinde olmak üzere 1 yıl içinde yapılması önerilmektedir. Aşı şuan sosyal güvenlik sistemi içerisinde karşılanmamaktadır. Aşı cinsel temasla geçen HPV nin 6,11,16 ve18 tiplerine karşı koruma sağlamaktadır.Sonuç olarak Merck firması tarafından geliştirilen “GARDASIL” quadrivalan aşı HPV tip 6,11,16 ve 18 ‘e benzer partikülleri içerir ve rahim ağzı kanseri, kanser öncüsü lezyonlar ve dış genital bölgede bulunan siğillere karşıda önleyicidir

GELİŞTİRİLMİŞ BAŞKA BİR AŞI VAR MI?

Merck firması tarafından geliştirilen  quadrivalan aşı “GARDASIL” (tip 6,11,16 ve 18)

yanında, GlaxoSmithKline (GSK) firması tarafından geliştirilen bivalan (tip 16,18) aşının (CERVARİX) çalışmaları da tamamlanmıştır. Bu iki aşı ile iligili yapılan çalışmaların ortak sonuçları; bu aşıların kişiler tarafından kolay tolere edilebildiği, yüksek oranda bağışıklanmanın sağlandığı, HPV enfeksiyonu ile ilgili klinik hastalığın azaltılmasında etkili olduğu ve bivalan aşı ile oluşan bağışıklık süresinin daha uzun süreli olduğu şeklindedir. GlaxoSmithKline (GSK) firması tarafından üretilen (CERVARİX) ise bivalan aşı olup, HPV tip 16 ve 18′ e benzer partiküller içerir. Oluşan antikor titresi uzun süre yüksek seviyelerde kalıcıdır. Aşı bir kez yapıldıktan sonra 1 ve 6 ay sonra tekrarlanmaktadır. Bivalan aşı ile rahim ağzı kanserinin %75 ile %95 arasında önlenebileceği gösterilmiştir. Bivalan aşının da (CERVARİX) satışı ülkemizde başlamıştır.

HPV AŞISI İLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER

  • Aşı 3 doz şeklinde yapılacaktır. 3 doz bittikten sonra ne kadar bağışıklık sağlayacağı bilinmemekle birlikte 5 yıl sonra tekrarlanması gerekebileceği iddia edilmektedir.
  • Aşı sonrası hassas kişilerde önemsiz allerjik reaksiyonların gelişebileceği bildirilmektedir.
  • İdeal yapılma dönemi 9-12 yaş arası olup, en geç 26 yaşında yapılması önerilmektedir.
  • İlk planda sadece kız çocuklarına yapılması planlanmakta erkek çocuklarına uygulanması tartışmalıdır.
  • Hamilelik ve emzirme döneminde yapılması tartışmalıdır
  • Öncelikle HIV taşıyıcıları, immün sistemi baskılayan tedavi alanlar, kortizon tedavisi alanlar, bağışıklık sistemini zayıflatan hastalığı olanlar ve çok partnerli ilişkisi olan kadınlar aşılanmalıdır.
  • Aşılama dozları bittikten sonra da rahim ağzı kanser riski tamamen bitmez. Bu nedenle dönem dönem smear testi ile taramalara devam edilmelidir.
  • En çok merak edilen ise, HPV taşıyıcısı olanlar, lezyonu bulunanlar ve aktif genital siğili olanlara aşının yapılıp yapılmayacağıdır. Aşı koruyucu olduğu için zaten alınmış bir tipe karşı hiçbir faydası olmaz. Şuan kesin bilinen aşının virusu almamış kişilerde etkili olduğu şeklindedir.

GENİTAL ENFEKSİYONLARDAN KORUNMA YOLLARI, GENİTAL VE CİNSEL HİJYEN,TEMİZLİK

Vajinal enfeksiyonlar, her kadının hayatın belli bir döneminde karşılaştığı, bazen son derecede basit bazende ciddi sorunlara yol açabilecek sağlık sorunudurlar. Vajinal enfeksiyonların sıklığı genellikle cinsel hayatın başlaması ile birlikte artar. Alınacak basit önlemlerle bu enfeksiyonların sık oluşmasını önleyebiliriz. Genital hijyenin kadının özgüveni ve sağlıklı cinsel hayatı için ne kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurursak, bu enfeksiyonlardan korunmanın ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.

  Sağlıklı bir cinsel yaşam ve genital hijyen için dikkat edilecek önemli noktalar:

Tuvalette temizlik önemlidir:

                  Tuvalet sonrası mutlaka önden arkaya temizlik yapılmalıdır. Arkadan öne doğru yapılan temizlikte makat bölgesinde olan mikroplar vajinaya doğru taşınabilir. Bu mikroorganizmalardan en önemlisi E.Coli isimli bakteridir ve vajinal enfeksiyonların sık görülen nedenlerindendir

Vajinal duş yapılmamalıdır:

        Sanılanın aksine vajina içini basınçlı su ile yıkamak ortamın asit-baz dengesini değiştireceğinden içeride bulunan mikro organizmalarında ortamını değiştirir. Bu dengenin bozulması bazı mikroorganizmaların olması gerekenden daha fazla oranda ortamda bulunmasına neden olarak enfeksiyona yol açar.

Nemden korunmak gereklidir:

                   Genital bölgenin nemli kalması mantar başta olmak üzere genital enfeksiyonlara zemin hazırlar.Cinsel bölgenin temizliğinde bu bölge için üretilmiş yıkama jelleri tercih edilmelidir. Genital bölge kuru ve temiz tutulmalıdır. İç çamaşırları her gün değiştirilmelidir.

Dar giysilerden kaçınmak gerekir:

                    Dar pantolonlar, özellikle zayıf kadınların tercih ettiği kıyafetlerdendir. Uzun süre dar kıyafetlerin giyilmesi bölgedeki nem oranının artmasına yol açar.

Pamuklu çamaşır tercih edilmelidir:

             Sentetik iç çamaşıları ortamın hava dolaşımını engeller ve nemi emmedikleri için de vajinal enfeksiyonlara zemin hazırlar. İç çamaşırları ütülenmeli ve mümkün olduğunca çamaşır suyu kullanılmamalıdır.

Tahriş edici maddelerden uzak durulmalıdır:

                Renkli tuvalet kağıtları,parfümler, kokulu kişisel hijyen ürünleri ve sabun genital bölgenin düşmanlarıdır. Bu ürünler mümkün olduğunca kullanılmamalıdır.

Güvenli olmayan cinsel ilişkide prezervatif kullanılmalıdır:

             Uzun süreli tek eşli ilişkiniz yoksa mutlaka cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı prezevatif ile önlem alın.Bu hastalıklardan korunmanın tek ve en etkili yoludur

Adet kanaması döneminde dikkat edilmesi gerekli hususlar:

              Adet kanaması döneminde hareket serbestliği sağlayan vajinal tamponların kullanımında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta sık değiştirilmeleri gerektiğidir. Bu tamponlar uzun süre vajen içinde kaldığında ağır enfeksiyonlara yol açabilecekleri gibi toksik şok sendromu gibi ağır tablolara bile yol açarlar.

Adet kanaması döneminde cinsel ilişkiyi yasaklayan yeterli tıbbi bilgi elimizde bulunmamakla birlikte,üst genital sistem enfeksiyonu daha önceden geçirmiş olan bayanların ilişkiye girmemeleri gerektiği bilinmektedir.

Enfeksiyon belirtisi varsa, hemen doktorunuzla temasa geçin. Her 6 ayda bir şikayetiniz olmasa bile jinekolojik muayene olun.

 VAJINAL AKINTI

Kadınların jinekoloğa başvurma nedenlerinden başta geleni vajinal akıntılardır. Akıntıların özellikle bekar genç kızlarda ve menopozdaki kadınlarda başta olmak üzere herhangi bir sebebi yoktur.Bunlar doğal akıntı olarak bilinir. Bir enfeksiyon veya altta yatan bir neden varsa bu akıntılar doğal olmayan akıntılardır.

               Doğal akıntılar: Berrak yapıda olup, sıvı yumurta akını andırır. Genellikle kokusuzdur, fakat bazı kadınlar ekşi bir kokudan şikayet ederler. Genellikle kaşıntı yoktur ve cinsel ilişkide ağrı olmaz.Bu akıntıların en büyük özelliği aynı şiddette uzun süre devam etmesidir.Bazen bu akıntı miktarı çok fazla miktarda olup, endişeye kapılabilirler. İç çamaşırları ve günlük pedleri devamlı ıslaktır. Bu ıslaklığın kıvamı yumurtlama döneminde biraz sıvılaşabilir. Bunun amacı döllenmeyi kolaylaştırmak içindir.

Adet dönemine yaklaştıkça bazı hanımlarda akıntının renginde koyulaşma ve koku olabilir.Bu adet kanamasını oluşturan hormonların etkisir.

Eğer akıntı normale göre artmış ise, görüntü ve yapısında değişiklik oluşmuş ise vajinal enfeksiyon teşhisi konulabilmesi için mutlaka jinekolog muayenesi gerekmektedir.

 

Doğal olmayan akıntılar:

En sık görülen nedenleri:

  1. Vajen enfeksiyonları
  2. Rahim ağzı yaraları
  3. Cinsel ilişki ile bulaşan enfeksiyonlar
  4. Rahim ağzı kanseri
  5. Spiralin ipine bağlı akıntı
  6. Rahim ağzında olan poliplere bağlı akıntı

En sık görülen belirtileri:

  • Akıntı
  • Kaşıntı ve tahriş
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Kasıklarda rahatsızlık hissi veren ağrı
  • Dış bölgede şişme,ödem

Bu belirtileri gördüğünüzde mutlaka en yakın zamanda tedavi için doktorunuza başvurun.

Dr. Deniz Güleryüz Çakmak

drdenizgüleryüz

1979 yılında Kırıkkale’ de doğdum. Orta ve lise eğitimimi Kayseri Nuh Mehmet Baldöktü Anadolu Lisesinde tamamladım. 2003 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. 2008 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum...

Tüm Hakları Saklıdır. Op. Dr. Deniz Güleryüz Çakmak